| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | sit back f. | arkaya yaslanmak | ||
|
But you can’t just sit back and wait for good things to happen. Ancak arkanıza yaslanıp iyi şeylerin olmasını bekleyemezsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | sit back f. | dinlenmek | ||
| Genel | sit back f. | yan gelip yatmak | ||
| Genel | sit back f. | boş oturmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | sit back and watch f. | oturup izlemek | ||
| Genel | sit back and watch f. | (haksızlığa vb) seyirci kalmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | sit back and let something happen f. | geride durmak | ||
| Deyim | sit back and let something happen f. | karışmamak | ||
| Deyim | sit back and (do something) f. | (yolsuzluğa, haksızlığa) seyirci kalmak | ||
| Deyim | sit back and (do something) f. | (yolsuzluk, haksızlık) yapıldığını bilip müdahale etmemek | ||
| Deyim | sit back and (do something) f. | koltuğunda oturup (yaşlanmayı vb.) beklemek | ||
| Konuşma | ||||
| Konuşma | sit back and relax expr. | arkanıza yaslanın ve rahatınıza bakın | ||
| Konuşma | sit back and relax expr. | arkanıza yaslanın ve rahatlayın | ||
| Konuşma | sit back and enjoy it expr. | arkanıza yaslanın ve keyfini çıkarın | ||
| Konuşma | we can't just sit back and do nothing expr. | öylece izleyip boş duramayız | ||